Vatan, alelade bir toprak parçası değildir. Vatan; hudutları kanla çizilmiş, uğruna nice canlar verilmiş, mensubu olduğu bayrağının dalgalandığı kültür varlıklarıyla tapu tescilinin yapıldığı, üzerinde hür ve müstakil yaşanan coğrafi bölgenin adıdır.
Şairin dediği gibi, "Bir hilal uğruna ne güneşler batıyor". Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Tarihimizi incelediğimizde Türk milleti hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemiş, her zaman hür ve müstakil yaşamış, mensubu olduğu vatanını korumayı kadınıyla erkeğiyle namus borcu bilip cepheye koşmuş, uğrunda ölmeyi şeref kabul etmiştir.
Bir coğrafi bölgenin vatan olması için önce nice şehitler verilir, bağımsızlık sağlanır. Arkasından kendisine vatan yaptığı bu yer için bir taraftan iç ve dış düşmanlara karşı koruma tedbirleri alırken bir taraftan da sanayide, savunmada, eğitimde, kültürde, ekonomide hamleler yaparak güçlü ve bağımsız bir devlet olmanın gereklerini yapar.
Yedi düvel birleşerek, yanlarına içerideki hainleri de alarak son toprak parçası Anadolu'dan bizi (Türkleri) atmaya çalışanların karşısına Mustafa Kemal Paşa gibi bir liderin çıkması; bu vatansızları ve dış güçleri hayal kırıklığına uğratmıştır.
Düşmanlarımız şunu hesap edemiyorlar: Türkler, tarihte gittiği her yerde hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemiş; içlerinden çıkardıkları liderinin etrafında birleşerek hür ve müstakil devlet kurmuşlardır.
Türk milleti; vatanına, bayrağına, ezanına, atasına, bağımsızlığına âşıktır. Vatanının her karış toprağını kültür varlıklarıyla (camiler, hanlar, hamamlar, saraylar, köprüler, anıtlar, daha nice ülkenin tapusu olan tarihî eserlerle) süsler. Şu ifade bu şerefli milletin vatan anlayışını ne güzel ifade ediyor:
Bir yerin adına denince Türk ülkesi,
Gözüm al bayrak arar kulağım ezan sesi.
Gerçekten yakın tarihimizi incelediğimizde Anadolu'da işgallere karşı imkânsızlıklar içinde nasıl mücadele edildiğini; Mustafa Kemal Paşa'nın etrafında kenetlenen Türk milletinin millî mücadelesini; adeta azimle, imanla, inançla edilen mücadeleyi ve imkânsızlıkların imkâna çevrildiğini görürüz.
Dün Anadolu'nun işgalinde sadece Yunan, İngiliz, Fransız, İtalya yoktu; onların maşaları, içerideki hainler de vardı. Bu gün de olduğu gibi bizi en çok bu şahsiyetsiz, şerefsiz, satılık hainler zora sokmuştur. Buna rağmen Çanakkale, İnönü, Sakarya, Dumlupınar zaferleriyle bağımsızlığımız taçlanarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş; kısa zamanda yapılan hamlelerle okullar açılmış, eğitim seferberliği başlamış, fabrikalar kurulmuş, uçaklar yapılmış, savunma sanayi ve ekonomide büyük hamleler yapılmıştır.
Yazının başlığı dikkatinizi çekmiştir: VATAN-SIZLAR
1. Ekmeğini yediği, her imkânından faydalandığı ülkesine, vatanına ihanet eden arsız, hırsız, gayesiz, şerefsiz satılık vatan hainlerini ifade eder ki bunlar vatan topraklarından sürülmeli, başka ülkelerde vatansız yaşamalıdırlar.
2. Vatan kendisine ihanet edenlere; verdiği hizmet, yedirdiği ekmek ve havasını, suyunu ihanetiyle kirlettiği için üzülür, sızlanır. Bunun, şehit kanıyla sulanmış toprağımda yaşamasına nasıl imkân sağlandı diye (hayıflanır) sızlanır.
Ama üzülme güzel vatanım. Üzerinde yaşayan yüce Türk milleti; bu hainlere fırsat vermeyecek, senin her karış toprağını canıyla kanıyla koruyacaktır. Memleketin en ücra köşelerinde şanlı bayrağımız dalgalanacak, ezanımuhammedî her daim göklere yükselecektir.
"Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır"
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Vatan, alelade bir toprak parçası değildir. Vatan; hudutları kanla çizilmiş, uğruna nice canlar verilmiş, mensubu olduğu bayrağının dalgalandığı kültür varlıklarıyla tapu tescilinin yapıldığı, üzerinde hür ve müstakil yaşanan coğrafi bölgenin adıdır.
Şairin dediği gibi, "Bir hilal uğruna ne güneşler batıyor". Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Tarihimizi incelediğimizde Türk milleti hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemiş, her zaman hür ve müstakil yaşamış, mensubu olduğu vatanını korumayı kadınıyla erkeğiyle namus borcu bilip cepheye koşmuş, uğrunda ölmeyi şeref kabul etmiştir.
Bir coğrafi bölgenin vatan olması için önce nice şehitler verilir, bağımsızlık sağlanır. Arkasından kendisine vatan yaptığı bu yer için bir taraftan iç ve dış düşmanlara karşı koruma tedbirleri alırken bir taraftan da sanayide, savunmada, eğitimde, kültürde, ekonomide hamleler yaparak güçlü ve bağımsız bir devlet olmanın gereklerini yapar.
Yedi düvel birleşerek, yanlarına içerideki hainleri de alarak son toprak parçası Anadolu'dan bizi (Türkleri) atmaya çalışanların karşısına Mustafa Kemal Paşa gibi bir liderin çıkması; bu vatansızları ve dış güçleri hayal kırıklığına uğratmıştır.
Düşmanlarımız şunu hesap edemiyorlar: Türkler, tarihte gittiği her yerde hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemiş; içlerinden çıkardıkları liderinin etrafında birleşerek hür ve müstakil devlet kurmuşlardır.
Türk milleti; vatanına, bayrağına, ezanına, atasına, bağımsızlığına âşıktır. Vatanının her karış toprağını kültür varlıklarıyla (camiler, hanlar, hamamlar, saraylar, köprüler, anıtlar, daha nice ülkenin tapusu olan tarihî eserlerle) süsler. Şu ifade bu şerefli milletin vatan anlayışını ne güzel ifade ediyor:
Bir yerin adına denince Türk ülkesi,
Gözüm al bayrak arar kulağım ezan sesi.
Gerçekten yakın tarihimizi incelediğimizde Anadolu'da işgallere karşı imkânsızlıklar içinde nasıl mücadele edildiğini; Mustafa Kemal Paşa'nın etrafında kenetlenen Türk milletinin millî mücadelesini; adeta azimle, imanla, inançla edilen mücadeleyi ve imkânsızlıkların imkâna çevrildiğini görürüz.
Dün Anadolu'nun işgalinde sadece Yunan, İngiliz, Fransız, İtalya yoktu; onların maşaları, içerideki hainler de vardı. Bu gün de olduğu gibi bizi en çok bu şahsiyetsiz, şerefsiz, satılık hainler zora sokmuştur. Buna rağmen Çanakkale, İnönü, Sakarya, Dumlupınar zaferleriyle bağımsızlığımız taçlanarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş; kısa zamanda yapılan hamlelerle okullar açılmış, eğitim seferberliği başlamış, fabrikalar kurulmuş, uçaklar yapılmış, savunma sanayi ve ekonomide büyük hamleler yapılmıştır.
Yazının başlığı dikkatinizi çekmiştir: VATAN-SIZLAR
1. Ekmeğini yediği, her imkânından faydalandığı ülkesine, vatanına ihanet eden arsız, hırsız, gayesiz, şerefsiz satılık vatan hainlerini ifade eder ki bunlar vatan topraklarından sürülmeli, başka ülkelerde vatansız yaşamalıdırlar.
2. Vatan kendisine ihanet edenlere; verdiği hizmet, yedirdiği ekmek ve havasını, suyunu ihanetiyle kirlettiği için üzülür, sızlanır. Bunun, şehit kanıyla sulanmış toprağımda yaşamasına nasıl imkân sağlandı diye (hayıflanır) sızlanır.
Ama üzülme güzel vatanım. Üzerinde yaşayan yüce Türk milleti; bu hainlere fırsat vermeyecek, senin her karış toprağını canıyla kanıyla koruyacaktır. Memleketin en ücra köşelerinde şanlı bayrağımız dalgalanacak, ezanımuhammedî her daim göklere yükselecektir.
"Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır"
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Vatan, alelade bir toprak parçası değildir. Vatan; hudutları kanla çizilmiş, uğruna nice canlar verilmiş, mensubu olduğu bayrağının dalgalandığı kültür varlıklarıyla tapu tescilinin yapıldığı, üzerinde hür ve müstakil yaşanan coğrafi bölgenin adıdır.
Şairin dediği gibi, "Bir hilal uğruna ne güneşler batıyor". Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Tarihimizi incelediğimizde Türk milleti hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemiş, her zaman hür ve müstakil yaşamış, mensubu olduğu vatanını korumayı kadınıyla erkeğiyle namus borcu bilip cepheye koşmuş, uğrunda ölmeyi şeref kabul etmiştir.
Bir coğrafi bölgenin vatan olması için önce nice şehitler verilir, bağımsızlık sağlanır. Arkasından kendisine vatan yaptığı bu yer için bir taraftan iç ve dış düşmanlara karşı koruma tedbirleri alırken bir taraftan da sanayide, savunmada, eğitimde, kültürde, ekonomide hamleler yaparak güçlü ve bağımsız bir devlet olmanın gereklerini yapar.
Yedi düvel birleşerek, yanlarına içerideki hainleri de alarak son toprak parçası Anadolu'dan bizi (Türkleri) atmaya çalışanların karşısına Mustafa Kemal Paşa gibi bir liderin çıkması; bu vatansızları ve dış güçleri hayal kırıklığına uğratmıştır.
Düşmanlarımız şunu hesap edemiyorlar: Türkler, tarihte gittiği her yerde hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemiş; içlerinden çıkardıkları liderinin etrafında birleşerek hür ve müstakil devlet kurmuşlardır.
Türk milleti; vatanına, bayrağına, ezanına, atasına, bağımsızlığına âşıktır. Vatanının her karış toprağını kültür varlıklarıyla (camiler, hanlar, hamamlar, saraylar, köprüler, anıtlar, daha nice ülkenin tapusu olan tarihî eserlerle) süsler. Şu ifade bu şerefli milletin vatan anlayışını ne güzel ifade ediyor:
Bir yerin adına denince Türk ülkesi,
Gözüm al bayrak arar kulağım ezan sesi.
Gerçekten yakın tarihimizi incelediğimizde Anadolu'da işgallere karşı imkânsızlıklar içinde nasıl mücadele edildiğini; Mustafa Kemal Paşa'nın etrafında kenetlenen Türk milletinin millî mücadelesini; adeta azimle, imanla, inançla edilen mücadeleyi ve imkânsızlıkların imkâna çevrildiğini görürüz.
Dün Anadolu'nun işgalinde sadece Yunan, İngiliz, Fransız, İtalya yoktu; onların maşaları, içerideki hainler de vardı. Bu gün de olduğu gibi bizi en çok bu şahsiyetsiz, şerefsiz, satılık hainler zora sokmuştur. Buna rağmen Çanakkale, İnönü, Sakarya, Dumlupınar zaferleriyle bağımsızlığımız taçlanarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş; kısa zamanda yapılan hamlelerle okullar açılmış, eğitim seferberliği başlamış, fabrikalar kurulmuş, uçaklar yapılmış, savunma sanayi ve ekonomide büyük hamleler yapılmıştır.
Yazının başlığı dikkatinizi çekmiştir: VATAN-SIZLAR
1. Ekmeğini yediği, her imkânından faydalandığı ülkesine, vatanına ihanet eden arsız, hırsız, gayesiz, şerefsiz satılık vatan hainlerini ifade eder ki bunlar vatan topraklarından sürülmeli, başka ülkelerde vatansız yaşamalıdırlar.
2. Vatan kendisine ihanet edenlere; verdiği hizmet, yedirdiği ekmek ve havasını, suyunu ihanetiyle kirlettiği için üzülür, sızlanır. Bunun, şehit kanıyla sulanmış toprağımda yaşamasına nasıl imkân sağlandı diye (hayıflanır) sızlanır.
Ama üzülme güzel vatanım. Üzerinde yaşayan yüce Türk milleti; bu hainlere fırsat vermeyecek, senin her karış toprağını canıyla kanıyla koruyacaktır. Memleketin en ücra köşelerinde şanlı bayrağımız dalgalanacak, ezanımuhammedî her daim göklere yükselecektir.
"Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır"
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Vatan, alelade bir toprak parçası değildir. Vatan; hudutları kanla çizilmiş, uğruna nice canlar verilmiş, mensubu olduğu bayrağının dalgalandığı kültür varlıklarıyla tapu tescilinin yapıldığı, üzerinde hür ve müstakil yaşanan coğrafi bölgenin adıdır.
Şairin dediği gibi, "Bir hilal uğruna ne güneşler batıyor". Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Tarihimizi incelediğimizde Türk milleti hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemiş, her zaman hür ve müstakil yaşamış, mensubu olduğu vatanını korumayı kadınıyla erkeğiyle namus borcu bilip cepheye koşmuş, uğrunda ölmeyi şeref kabul etmiştir.
Bir coğrafi bölgenin vatan olması için önce nice şehitler verilir, bağımsızlık sağlanır. Arkasından kendisine vatan yaptığı bu yer için bir taraftan iç ve dış düşmanlara karşı koruma tedbirleri alırken bir taraftan da sanayide, savunmada, eğitimde, kültürde, ekonomide hamleler yaparak güçlü ve bağımsız bir devlet olmanın gereklerini yapar.
Yedi düvel birleşerek, yanlarına içerideki hainleri de alarak son toprak parçası Anadolu'dan bizi (Türkleri) atmaya çalışanların karşısına Mustafa Kemal Paşa gibi bir liderin çıkması; bu vatansızları ve dış güçleri hayal kırıklığına uğratmıştır.
Düşmanlarımız şunu hesap edemiyorlar: Türkler, tarihte gittiği her yerde hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemiş; içlerinden çıkardıkları liderinin etrafında birleşerek hür ve müstakil devlet kurmuşlardır.
Türk milleti; vatanına, bayrağına, ezanına, atasına, bağımsızlığına âşıktır. Vatanının her karış toprağını kültür varlıklarıyla (camiler, hanlar, hamamlar, saraylar, köprüler, anıtlar, daha nice ülkenin tapusu olan tarihî eserlerle) süsler. Şu ifade bu şerefli milletin vatan anlayışını ne güzel ifade ediyor:
Bir yerin adına denince Türk ülkesi,
Gözüm al bayrak arar kulağım ezan sesi.
Gerçekten yakın tarihimizi incelediğimizde Anadolu'da işgallere karşı imkânsızlıklar içinde nasıl mücadele edildiğini; Mustafa Kemal Paşa'nın etrafında kenetlenen Türk milletinin millî mücadelesini; adeta azimle, imanla, inançla edilen mücadeleyi ve imkânsızlıkların imkâna çevrildiğini görürüz.
Dün Anadolu'nun işgalinde sadece Yunan, İngiliz, Fransız, İtalya yoktu; onların maşaları, içerideki hainler de vardı. Bu gün de olduğu gibi bizi en çok bu şahsiyetsiz, şerefsiz, satılık hainler zora sokmuştur. Buna rağmen Çanakkale, İnönü, Sakarya, Dumlupınar zaferleriyle bağımsızlığımız taçlanarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş; kısa zamanda yapılan hamlelerle okullar açılmış, eğitim seferberliği başlamış, fabrikalar kurulmuş, uçaklar yapılmış, savunma sanayi ve ekonomide büyük hamleler yapılmıştır.
Yazının başlığı dikkatinizi çekmiştir: VATAN-SIZLAR
1. Ekmeğini yediği, her imkânından faydalandığı ülkesine, vatanına ihanet eden arsız, hırsız, gayesiz, şerefsiz satılık vatan hainlerini ifade eder ki bunlar vatan topraklarından sürülmeli, başka ülkelerde vatansız yaşamalıdırlar.
2. Vatan kendisine ihanet edenlere; verdiği hizmet, yedirdiği ekmek ve havasını, suyunu ihanetiyle kirlettiği için üzülür, sızlanır. Bunun, şehit kanıyla sulanmış toprağımda yaşamasına nasıl imkân sağlandı diye (hayıflanır) sızlanır.
Ama üzülme güzel vatanım. Üzerinde yaşayan yüce Türk milleti; bu hainlere fırsat vermeyecek, senin her karış toprağını canıyla kanıyla koruyacaktır. Memleketin en ücra köşelerinde şanlı bayrağımız dalgalanacak, ezanımuhammedî her daim göklere yükselecektir.
"Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır"
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Abdullah Kaplan










